Otuz Ekim İki Bin Yirmi

Bazı tarihler vardır, çivi gibi hafızamıza kazınan. O gün diğer tüm günler gibi ailecek kahvaltı etmiş, kahvaltı bittikten sonra herkes işlerine odaklanmıştı. Babam haberleri izliyor, annem mutfağı topluyor, ben de ders çalışmak için masamın başında oturuyordum. Bir de kedim ve iki aylık yavrusu var. Biraz sonra nedenini bilmediğim bir sarsıntı yaşadım, önce anlam veremedim ama bu depremin ayak sesleriydi. Ben daha nasıl olduğunu anlamadan saniyeler içinde her yer sallanmaya başladı. Kendimi bir anda depremin ortasında buldum. Üstelik herkes evdeydi, anne babama seslendim ama ses yoktu, ses yoktu…

Odamdaki tüm eşyalar yerler bir oldu, oturduğumuz bina sanki yerin dibine batıyordu. Bir anda evimin enkazı altında kalmıştım. Her şey saniyeler içinde olup bitmişti. Kaçmaya, yardım çağırmaya vaktim bile olmamıştı. Keşke olsaydı… Yaşadığım şokla birlikte çok korkuyor, titriyordum. Hala hayattaydım ama enkaz altındayım. Zar zor nefer alabiliyordum. Hayati bir yaram var mı? Ona bile emin değildim. Olması çok mümkündü. Kapkaranlıktı her yer, bir binanın enkazı altında yapayalnızdım. Eğer birileri beni bulmazsa ölebilirdim. Yaşadığım korkuyu ömrüm boyunca unutamayacaktım. Seslendim ama sesimi duyan yoktu. Sesim de gittikçe kısılıyor, boğazım kuruyordu. Her yerim yara bere içinde kalmıştı. Acıyor ve kanıyordu. Acaba anne babama ne oldu? Yoksa onlar da mı burada? Ya da çoktan öldüler mi? Eğer öyleyse artık hayatta gerçekten yapayalnızdım. Ya kedilerim? Onları kim koruyacaktı? Onlar benim gibi konuşamazdı ki, yavrusu daha iki aylıktı.

Korkuyordum, içimden dua ediyordum biri gelsin de beni kurtarsın diye. Bazen umudum kalmıyordu, ağlıyordum yine de birileri mutlaka duyar diyordum. 1 gün sonra buldu görevliler beni. O an yaşadığım sevinci hayatım boyunca unutmadım. Yaşama sevincinin ne olduğunu ben o gün anladım. Anne ve babam mı? Annem o an mutfakta olduğu için orada bulunan kesici aletler ve enkaz sonucunda hayatını kaybetmişti. Babam ise ağır yaralı olarak kurtulmuştu. Kedilerimi soruyorsunuz değil mi? Onlar hala bulunamadı…

Nereden bilebilirdim ki ansızın gelen bir deprem onu benden alacak, hayatım alt üst olacak. Evet, annemi çok özlüyorum. En çokta ona son defa sarılamadığım için üzgünüm. Benim depremim, annemin ölümü olmuştu. Yıkıntılar tekrar yapılır, yaralar iyileşirdi ama giden canlar geri gelmezdi.

( Anlatılan olay ve kişiler kurgudur. Yaşananlar gerçek değildir. İzmir depreminde yaşananları anlatmak için yazılmıştır.)

Merve Çiftci

Merve Çiftci tarafından yayımlandı

Merhaba, blog'uma hoş geldiniz. Burada gündelik hayat hakkındaki görüşlerimi dile getiriyorum. Yazılarım hakkında görüşlerinizi belirtir ve takip ederseniz sevinirim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: