Öne çıkan

Kendi Değerini Bilmek

Kalemi.kağıdı elime alıp yazacak kelime bulamamak… Aslında kafanın içinde onlarca düşünce dolanırken.hissettiklerini nasıl tarif edeceğini.anlaşılıp.anlaşılamayacağını bilememek.Çoğu insan anlaşılmamaktan şikayetçidir.Peki ya anlamayan kendileri ise?

Hayatımda sakinliği ve huzuru seviyorum. Sevdiğim parçaları dinlerken yazı yazmayı ve kahve içmeyi.kendime ayırdığım hoş bir zaman dilimi olarak görürüm hep.Kendime ayırdığım ve beni biraz da olsa mutlu eden dakikalar. Büyüdükçe kendime daha çok zaman ayırmam gerektiğini anladım. Aslında en özen göstermemiz gereken kişi kendimiziz. İlk önce kendimizi mutlu etmeli. ilk önce kendimizi üzmekten çekinmeliyiz. Hayatın koşturmacası içinde mutlu olduğumuz şeyleri bulmalıyız.

İnsanın gönlü bazen çok yorgun oluyor … Tüm olanlara rağmen hayat devam ediyor ve şimdi olmasa dahi bir gün her şeyin iyi olacağına inanıyorum.

Merve ÇİFTCİ

Kendini İyi Yetiştirmek

Merhaba, hoş geldin. Zamanını bana ayırdığın için teşekkür ederim. Öncelikle sana birkaç sorum olacak; ilk sorum – Neden kendimizi geliştirmek isteriz? İkinci sorum ise – Her gün aynı şeyleri tekrar tekrar yapsak ne olacağı? Benim cevabımı merak ediyorsan yazımı okumaya devam et 🙂

Babamın çok sevdiğim bir nasihati vardır ‘ kendini her zaman iyi yetiştir ‘ der. Bu söz her zaman kulağıma küpe olmuştur. Bugün üzerine binlerce kitap yazılan kişisel gelişim meselesini tek bir cümleyle özetliyor aslında. Bunu ilk önce kendiniz için istemelisiniz. Sırf insanlar sizi beğensin ya da övsün diye değil. Eğer kendiniz için yaparsanız hem size zor gelmeyecek hem de sürekliliği olacaktır. Fakat diğer türlü yapmak içinizden pek gelmeyebilir. Kendinizi eleştirmekten korkmayın, korkmayın ki eksik yanlarınızı görebilesiniz. Biliyorum birçok insan kusurlarını görmek istemez ve onları tozlu raflara koyar. Öyle yaptığınız vakit sadece o sorunu belli bir süreliğine hallettiğinizi sanıp rahatlarsınız ancak bir gün mutlaka karşınıza dikilecektir. İşte bunu engellemek için eksikliklerinizin üzerine gidin. İlk okulda bize verilen öz değerlendirme formu gibi bir bir bulun onları ve icabına bakın. Sizden başkası görmeyecek merak etmeyin 🙂

Unutmayın; kişiliğiniz sizin aynanız gibidir, daima sizi yansıtır. Giydiğiniz kıyafetlerden , dinlediğiniz müziklere, yediğiniz yemeklere hatta uyku düzeninize kadar. Uykunun ne alakası var şimdi diye düşünmeyin hemen. Aksine çok önemi var. Çünkü; Her gün belirli bir uyku düzeni olan insanların hayatı daha disiplinli ve düzenlidir. İşlerini ertelemeden yaparlar ve mutlaka bir ajandaları olur. Öte yandan belirli bir uyku düzeni olmayan insanların buna nazaran durumun tam tersi olduğunu görürüz. Kişiliğimiz bizim aynamız olduğuna göre biz nasılsak aynada da onu görürüz. Bu yüzden aynayı suçlamayınız! Eğer kendinizi iyi ifade edemediğinizi düşünüyorsanız, şikayet etmek yerine çözümler üretin. Örnek verecek olursam; Diksiyon çalışın, aynanın karşısına geçip konuşun, kendinizi videoya çekin ve izleyin. Göreceksiniz size faydası olacak. İkinci olarak ‘ Bilmemekten Utanmak’ mevzusuna gelmek istiyorum. Aslında pek çok şeyi bilmediğimiz için merak edip araştırmaz mıyız? Peki o zaman neden bu kadar korkuyoruz dersiniz? Çünkü: Bizimle dalga geçerler sanıyoruz, çünkü içimizdeki o acımasız ses hiç susmuyor ve susmayacak. Eğer bir konuda bilginiz yoksa sadece ‘bilmiyorum’ deyin. Sonrasında ise araştırıp, öğreneceğinizi söyleyin. Eğer karşınızdaki insan sizinle dalga geçmeye başlarsa, bu onun eksikliğidir. Sizin değil.

Meselenin bir başka tarafı daha var. Sadece çok şey bilmek, akademik kariyer yapmak demek değildir iyi yetişmek. Etrafınızdaki olan insanlara davranışlarınız da çok önemlidir. Çok sevdiğim bir söz var: ‘duvarda asılı diplomalar insan olmaya yetmiyor’ diye. Bence de öyle. Çünkü: O diplomalar sizin sadece akademik başarınızı simgeler ve bir belgeden ibarettir. Onlar size sevgi, şefkat, merhamet gibi duyguları veremezler. Siz eğer sokakta gördüğünüz ve o an yardıma ihtiyacı olan birine bakıp, geçip gidiyorsanız, bir sokak hayvanı gördüğünüz zaman bir kap su, bir parça ekmek vermiyorsanız, sevdiklerinizi haftada bir kere olsun aramıyorsanız sizce nasıl bir insansınız? Günümüzde akademik başarısı olan ama insan olmayı becerememiş olanlardan mı? Yoksa babamın dediği gibi ‘kendini her anlamda iyi yetiştirmiş’ biri mi?

Umuyorum ki size fayda sağlayacak bir metin olmuştur. Kendinize çok iyi bakın, sevgiler.

Merve Çiftci

Huzur Nedir?

Sizce nedir huzur? Peki arayarak onu elde edebilir miyiz? Nerede bulabiliriz? Dilerseniz tüm bu soruların cevabını yazımı okuduktan sonra, yorum bölümünde benimle paylaşabilirsiniz :))

Bana sorarsanız huzur aranacak bir şey değildir. Veyahut parayla satın alacağımız bir şey değildir. Başımdan geçen bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum. Bundan hemen hemen iki sene önce kendimi sürekli olarak huzursuz ve stresli hissediyordum. Başlarda bunun dış görünüşe alakalı olabileceğini düşündüm ve tabiri caizse deli gibi alışveriş yapmaya başladım. Ne zaman dışarı çıksam mutlaka bir şeyler satın alıyordum. Uzun bir süre bu böyle devam etti, ben yanlış olduğunu anlayana dek. Bi süre sonra fark etmişim ki, çok kıyafetim olmasına karşın ben hala huzursuz ve mutsuzum. Demek ki neden bu değildi. Sonrasında anlamlı anlamsız, işime yarayan veya yaramayan eşyalar satın almaya, paramı cafelere gidip yiyip içerek harcamaya ve hissettiğim huzurluğu bir nevi harcama yaparak doldurmaya çalıştım fakat bu da işe yaramadı. O zaman anlamıştım ki huzursuzluk dışımda değil, içimdeydi. İçimde biri bana ulaşmaya çalışıyordu. İyi olmadığımı ve onu fark etmem gerektiğini bana anlatmaya çalışıyordu . Artık zamanı gelmişti.

Önce beni neyin huzursuz ettiğini araştırmaya başladım. Karşıma ilk çıkan sosyal medya oldu. Sosyal medya beni gerçekten etkiliyordu. Sürekli orada varolmam, paylaşım yapmam ve oradaki insanlara benzemem gerektiğini düşünüyordum. Neredeyse her gün kendimi o insanlarla kıyaslıyordum. Ve bir gün sosyal medya hesabımı sildim. Üzerimden büyük bir yük kalkmıştı. Daha sonra günün stresinden biraz da olsa uzaklaşmak için meditasyon yapmaya başladım. Kafamın içinde bir türlü susmak bilmeyen sesleri bu şekilde susturmayı başarmıştım. Hiçbir zaman atılgan biri olamadım ancak bu yönümü değiştirmek için küçük adımlar atmaya başladım ve değiştiğimi fark ettim. Aslında benim huzursuzluk sandığım şey, kendimi arayışımdı. Minicikte olsa beni mutlu eden bir şey varsa ona yöneldim. Sınırlarımı aştım. Önceden yazılarımı kimseyle paylaşmazken, şimdi herkes okusun istiyorum. Belki benim yaşadıklarımı yaşayan, hissettiklerimi hisseden insanlara ulaşabilirim umuduyla yazmaya devam ediyorum.

Son olarak eklemek istediğim ; Huzuru dışarıda veya eşyalarda aramayın. Huzur sizin içinizde, sadece onu oradan çekip çıkarmanız gerekiyor. Biliyorum, hayat zor ancak kendinize biraz da olsa nefes alacağınız bir ortam ve bir an yaratabilirsiniz.

Sevgiler.

Merve Çiftci

Kendi yaralarını kendin sar.

İnsan her şeye alışıyor da bir tek kalabalıklarla çevrili yalnızlığına alışamıyor. Sanki içimde binlerce ‘ben’ var. Her biri ayrı şeyler hissediyor. Kimi üzgün, kimi, kırgın, kimi öfkeli… ‘İyiyim’ kelimesinin arkasında ne çok hüzün yatıyor oysa ki.

İnsan en çok kendine yabancı, en çok kendine hasret. Yaşın ikerdikçe anlıyorsun kendi elini ilk önce sen tutmalısın, düştüğün yerden ilk sen kaldrımalısın kendini. Aslında en büyük mücadelelerini, en büyük acılarını ve en büyük yenilgilerini hep tek başına yendin. Artık yaralarını kendin sarmayı öğreniyorsun. Kendi kendine yetmeyi de. Bunun yalnızlık olmadığını da biliyorsun. Gerçi yalnızlık etrafında kimsenin olmaması değil, seni anlayacak birinin olmamasıdır.

‘Mutluluk kendi kendine yetenlerindir’ Aristoteles.

Merve Çiftci

Anne / Şiir

Anne… Sana bugünler de bahsetmek istediğim şeyler var. Tabii bir de bahsedemediklerim. Ama konumuz bu değil, en azından şimdilik.

Yüreğim çok yorgun anne, bir o kadar da yaşama sevinciyle dolu. Sanırım hayata karşı duruşumu ve gücümü senden almışım. Üstelik sen bir de ‘bana hiç çekmemişsin’ diyorsun…

Küçüklüğümden beri çok okurum biliyorsun. Okudukça yeni şeyler öğreniyor insan,değişiyor. İnsanlar… Kitaplardan bile zor anlaşılıyor anne. Öyle anlar oluyor ki yaşadığım hayal kırıklığı ve hissettiğim acı karşısında konuşamıyorum. Boğazımda bir şeyler düğümleniyor sanki. Ne zaman geçecek bu düğümler anne?

Anne… Artık yorulduğumu hissediyorum. İçten içe sarıyor bu his beni, engel olamıyorum. Yoruldum diyorum ama mücadele etmekten de vazgeçmiyorum. Bakma sen bana. Bir şarkı açıp, Yürüdüm mü bir şeyim kalmaz. Kalmaz ama yine de unutamıyor insan. Nasıl unutulur ki üstelik, onca acı, gözyaşı…

Anne… Sen farkında değilsin ama ben her gün seni seyrediyorum. Yüzünü inceliyorum, elli yaşında olmana rağmen hiç eskimeyen güzelliğini. Ellerine bakıyorum sonra, çalışmaktan yıpranmış ve biraz da kırışmış olan ellerine. Yaşandığını en çok ellerin hatırlatıyor bana, bir de ağaran saçların.

Her gün usanmadan erkenden kalkıp işlerine koşturmanı izliyorum. Arada usanıp ‘Bu dünya’ nın işi de hiç bitmiyor ‘ diyorsun. Haklısın. Şimdi de tüm dikkatini ocakta pişmekte olan yemeğe vermiş, aynı an da üç farklı yemek pişiriyorsun. Üzerinde her zaman giydiğin buluz, yelek ve şalvar var. Zaten sen yeleği hem yazın hem kışın giyersin… Bu satırı yazarken hafif bir gülümseme yerleşiyor yüzüme.

Anne… Sen hep böyle kal. Çalışkan, güçlü ve güzel.

Kızın : Merve

Kısa bir hikaye

Bugün oturup etrafı izledim, dinledim. En çok da kendimi. Dışarıda öten kuşların sesini, rüzgarda hafifce sallanan yaprakları, bahçemizdeki çok sevdiğim ceviz ağacını seyrettim, onun hemen altında duran, kedimin uyumayı çok sevdiği kırmızı koltuğu…Her şey o kadar sessiz ve huzurlu geldi ki bana.

Sonra mahallemizden bir satıcı arabası geçti, tüm sessizliği bozarak. Dışarıda ikindi ezanı okunuyor ve kuşlar hala ötüyor. Komşularımız birbirlerine gelip gitmeden, balkondan balkona selamlaşıyor. Sesleri sokağı dolduruyor… Bugün oturup kendimi dinledim. İçimde yer etmiş ihanetleri, yalan cümleleri duydum. Kalp kırıklıklarımı, aslında hiç tanıyamadığım fakat bir dönem hayatımda yer etmiş insanları, geçmişimi ve hiç bilmediğim geleceğimi düşündüm.

Zaman akıp gidiyor dedim kendi kendime. Dün, bugün ve yarın… Geriye kalan ise birkaç güzel anı, birkaç foroğraf ve bizi hatırlayacak birkaç güzel insan.

Merve Çiftci